10.Tem.2009

BU NE UCUZLUK !

işte size 30.03.09 tarihli bir haber:

Çin, Islâm kültürünü yok etmeye çalışıyor
Çin, Doğu Türkistan’da on yıllardır sürdürdüğü baskı ve asimilasyon politikasını bir adım daha ilerletti. Çin Hükümeti, Doğu Türkistan şehri Kaşgar’ı yıkma kararı aldı.

hangi medya?
kaçın sayfadan verdi bu haberi?
ve kaç dakika yayınladı?......

ve Uygur asıllı bir kadın demiş:
“Onlar , bizim, Çinliler gibi yaşamamızı istiyor ama biz bunu kabul etmeyeceğiz.
Eğer bizler hükümetin apartmanlarının içinde yaşarsak o zaman ne bahçemiz olur
ne de güneşi görebiliriz. Burası bizim toprağımız.
Biz burayı hükümetten almadık”

hangimiz duydu?
hangimiz umursadı?
kaç kişi ağladı?
gölge etme komünizm, çek bahçelerinden elini!
diyebildik mi?
erkendi belki o zaman,
peki şimdi gecikmedik mi?

diyelim hadi,
mazlumun yanında,
zalime karşı bir iki...


ey 'koca' çin,
yüzölçümün büyük,
nüfusun en büyük,
dünya ekonomisindeki yerin de pek büyük.
ama görülüyor ki,
insanlığın kendin gibi kısa ve güdük.
demek ki,
üretimde, teknolojide ileri gitmek

ve dahi, dünya ekonomisine hükmetmek
medeniyeti getirmiyor.

evet evet,
ürettiğiniz herşeyde olduğu gibi
insanlıkta dahi,
adi ve ucuzsunuz.

ey benim yaralı ve esir kardeşim,
sen Türk olmasaydın,
ve hatta Müslüman olmasaydın
insanlık adına
ve bayrağındaki ayyıldız hatırına
seni bu zulumden kurtarmak isterdim.

gel gör ki yüzyıldan fazladır
yarı uyur, yarı uyanık bir haldeyim.
daha dün bir zalime
-ve ancak bıçak kemiğe dayandığında-
"dur bir dakika" dedik de
bunu bari Bosna gibi seyretmedik diye
seviniverdik.

evet hazır değilim lakin,

medeniyete açken yaşlı dünya
bekleyemeyeceğim.
göç yolda düzülecek inşallah
çünkü bu benim
asli görevim.

K®HAN

işte haritadaki yeri :

Türkiye dışında en fazla Türk nüfusunun yaşadığı yer neresidir bilir misiniz?
Hasan Celal güzel/RADİKAL


işte IHH'nın hazırladığı "Doğu Türkistan Özet Raporu":

"Doğu Türkistan gerçeği,
dünyanın ve Türkiye’nin görmezden geldiği,
görse de siyasi çıkarlar uğruna feda ettiği bir gerçek.

Dini, milli ve kültürel köklerinden kopartılmak istenen
ve gözlerini açtığı andan itibaren
“Sincanlı” olduğuna inandırılmaya çalışılan

bir tutsaklar ülkesi Doğu Türkistan."

"Doğu Türkistanlılar Kur'an okuduklarında dayak yiyor, Kur'an öğrenmek istediklerinde hapse giriyor. Daha doğmadan yasaklarla karşılaşıyor, eğer devlet tarafından "fazlalık" olarak addedilirlerse annelerinin karınlarından zorla çıkartılıp öldürülüyor. Kendi dillerini, tarihlerini öğrenme hakları yok. İstedikleri üniversiteye girmek, istedikleri işte çalışmak onlar için hayalden de imkansız. Hayatlarının her aşamasında kimlikleri soruluyor. Suçları bir hak talep etmekse, bunun bedelini fazlasıyla ödüyorlar. Hesapsızca işkence görüyor, hapislerde ölüme terk ediliyorlar. Hapis hayatından ve dolayısıyla işkenceden evlerine dönenlerse normal hayatlarına bir daha asla dönemiyorlar: Çünkü artık ya psikolojik bozukluk ya da fiziksel sakatlıkla yaşamak zorunda kalıyorlar."

"Çin Devleti Doğu Türkistan'da yaşayan ve azınlık olan halkı doğum kontrolü adı altında, büyük-küçük, kız-erkek ayrımı yapmadan öldürmeyi planlamaktadır. Normal durumda iki, nadiren üç çocuk doğurmasına müsaade edilen kadınlar, "plan dışında" hamile kaldıklarında hamileliklerinin son günleri dahi olsa mecburi kürtaja tâbi tutulmaktadırlar. Kadınlar nüfus planlaması dışında olan çocuklarını gizli olarak doğurdukları takdirde çok yüksek maddi cezalara maruz kalmakta, doğum yapan kadın veya eşi memur ise bu kişinin görevine son verilmektedir."

"Çinli halk, bir Uygur gördüğünde ona kin ve nefretle bakmakta, polisler Uygurları keyfi olarak arayabilmekte ve sorguya çekebilmektedirler. Bir dükkana Uygur girecek olsa bütün Çinliler ona tıpkı bir hırsıza bakar gibi şüphe ile bakmaktadırlar. Hatta dükkan görevlileri mikrofondan "Dükkânımıza Sincanlı girdi ceplerinize dikkat edin" diyerek açıktan anons yapabilmektedir. Taksiciler ve otobüs şoförleri Uygur yolcuları almayı reddeder hale gelmiştir. Bu örnekler, ırki ayrımcılığın tipik örnekleridir. Çin hükümetinin Uygurları "terörist, katil, hırsız, bölücü, radikal İslamcı" olarak yaftalama çabası, "Devletimize en büyük tehlike Doğu Türkistan teröristlerinden gelir", "Uygurlar ihtiyatlı olunması gereken, gözetlenmesi gereken düşman millettir" anlayışını yaygınlaştırması ırki ayrımcılığı tırmandırmaktadır."

"Doğu Türkistan'da hiç kimsenin hayati güvencesi yoktur. Devlet, istediği zaman istediği kimseyi tutuklayabilir ve istediği şekilde cezalandırabilir. Binlerce kişi Çin hükümeti tarafından sudan sebeplerle tutuklanıp yerleri belli olmayan zindanlara götürülmekte, oralarda çürüyüp gitmektedir.

Tutukluların geride kalan çocuklarının ve ailelerinin durumu ise içler acısıdır. Dahası, bu kişilere yardım etmek dahi Çin kanunlarına göre suç sayılmaktadır. Çin, Doğu Türkistanlılara esir muamelesi yapmakta ve onlara türlü zulümleri reva görmektedir."

"Doğu Türkistanlılar düşünce, ifade ve din hürriyeti alanlarında tamamıyla kuşatılmış durumdadır. Barışçı örgüt kurma, toplanma, siyasi haklar, kanun önünde eşitlik, azınlık hakları, eğitim hakkı, çalışma hakkı, mülkiyet hakkı, serbest seçimler, eşitlik, adalet, haysiyet ve ünü koruma, göç ve iltica gibi haklar bu halk için söz konusu değildir. Bu bağlamda hiçbir özgürlük sunulmadığı için, Doğu Türkistanlıların gerek ferdi gerekse ailevi ve toplumsal mahremiyeti hiçe sayılmaktadır. Devlet memurlarının, işçilerin ve öğrencilerin ibadet yerlerine gitmeleri ve ibadetle meşgul olmaları yasaklanmıştır. İbadet yaptığı tespit edilen kişiler işten ve okuldan atılmaktadır. Bu kişiler keyfi olarak gözetim altına alınmakta ya da para cezalarına çarptırılmaktadır. Dini eğitim almak isteyenlerin herhangi bir şekilde gidebileceği bir eğitim kurumu bulunmamaktadır. Camilerde dini değerler değil, devlet yasaları tebliğ edilmektedir. İbadet olarak vasıflandırılabilecek her şey yasaklanmış durumdadır. Birçok cami kapatılmış, Müslüman din adamları üzerindeki resmi denetimler artırılmıştır. "Yurtsever olmayan" ya da "yıkıcı" olarak görülen dini liderler gözaltına alınmakta ve tutuklanmaktadır. Halka önder olabilecek kapasitedeki bazı aydınlar zehirlenerek öldürülmektedir."

"Çin hükümetinin 2003 yılından beri uygulamakta olduğu "İşgücü fazlasını başka memleketlere yönlendirme" projesi ile Doğu Türkistan'da yaşayan Uygurlar, özellikle genç kızlar zoraki olarak vatanlarından koparılıp Çin'in iç eyaletlerine çalışmaya gönderiliyor. Haziran ayında oyuncak fabrikasında saldırıya uğrayan Uygurlar da bu proje kapsamında, zoraki olarak Guandong'a sürülmüştü. Bu şekilde zoraki çalıştırılan kız ve erkeklerin sayısı beş yüz binin üzerinde."


ve Doğu Türkistan Milli Marşı


Vatan Bizningdir


Uluğ vatan, arığ toprak, aziz Türkistan
Tarihidur ajun içre mukaddes dastan
Medeniyet esasını burun taratkan
Türkistannı tenri bizğe möngü yaratkan
Ta ezeldin ebedgeçe vatan biznındir
Yaşap keldük mınlerçe yıl biz bu toprakda
Can berdük biz şan alduk biz şu toprakda
Yaratılduk hem kömükdük toprakda
Ta kıyamet yaşaymiz biz üşbu toprakda
Vatan biznın, Vatan biznın, Vatan biznındur
Kelip konğan kişilerni sanaymız milhman
Ötüp ketken kafileni ataymız karvan
Basıp kirgen küçni deymiz haksız alaman
Öy igesi bolalmaslar yahşı ya yaman
Kelğen keter biz kalurmız Vatan biznın
Karğa, Kuzğun bağ şahika kelip konsemu
Sağızkanlar kekekleban uçup yürsemu
İt, müşükler sunğuçlerdin ötüp kirsemu
Bulbul ana hayran bolup karap kalsemu
Bağ bulbulnın, Vatan biznın, Vatan biznındur.

Mehmet Emin Buğra (1901-1965)


ve Doğu Türkistan belgeseli

25.Haz.2009

HER ZAMAN KOLAY OLMAZ

bunu şöyle anlatayım ben size:

gece dinlenme zamanıdır, gündüz çalışma.
gece ayrıdır, gündüz ayrı.
bir tutulmaz yani.
ki günler,
ki aylar,
ki mevsimler dahi,
birbirlerinin aynı değildirler.

bir fidan yetiştireceksen baharı seçersin,
yazın biçersin ya hani...

"kışın yetişmez mi?" diyeceksin
yetişir ama
zorlanırsın be abi.



işte ayların manevi ikliminde
diğerlerinde farklı
üç aydırlar onlar:
Recep, Şaban, Ramazan.
içinde bir güzellik büyütmek isteyenler
bu ayları seçmelidirler.
az bir gayretle
ve bir çok yardım ile
güzelleşiverirler
Allah'ın izni ile.

"başka zaman olmaz mı?" diyeceksiniz
olur,
olur amaa
zorlanırsın be abi.



regaib gececenizi tebrik ediyor,
Allahtan herkes için,
üç ayların hayrından azami istifade diliyorum.

K®HAN

Receb ayı girdiğinde Hz. Peygamber şöyle derdi: "Allahım! Recep ve Şaban'ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan'a ulaştır." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/259)

"Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise Receb-i Şerif'te yüzden geçer, Şaban-ı Muazzama'da üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarek'te bine çıkar ve cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadir'de otuz bine çıkar." (R.N.K.)


21.Haz.2009

BABANIZ NE İSTER?


size güvenmek!...

yıllarca güven almadınız mı ondan?
dağ gibiydi, sarsılmazdı...

hiçbir eksiğiniz olmasa bile
ona ihtiyacınız, hep vardı.

daima arkanızda olduğu düşüncesi,
ya da sadece gölgesi...
var olduğunu bilmek bile

güven duymanız için yeterli.

dikkat ettiniz mi peki?
o babaydı lakin, dedenizin de biricik evladıydı.
güveninizi sarsmamak için belki
,
gözden kaçırdığınız bu yönünü
sizden hep sakladı.

sizin gibi olduğunu sizden gizleyip,
sizin için bir baba olan, cennet arkadaşınıza,
aldığınızdan bir miktar verin.

ona güven verin.
her an verin.

babalar günü içinse,
ne verirseniz verin.


K®HAN

24.May.2009

ÇÜNKÜ MUTLU İNSANLAR TÜKETMEZLER

reklamcılara bir iki yazımızda yüklenmişliğimiz var :)
lakin, altın vuruş için ele geçmez bir söz buldum
zaptedemiyorum!
aslında reklamcılarla değil derdim
ben son cümleye vuruldum

aha da salıverdim;

Reklamcıyım; evet,
kâinatı kirletiyorum...
Ben size asla sahip olamayacağınız
o güzel şeylerin hayalini kurduran adamım.
Hep mavi gökyüzü,
daima güzel kadınlar,
Photoshop’ta rötuşlanmış
kusursuz bir mutluluk...
Zarzor biriktirdiğiniz paralarla
rüyalarınızın arabasını
satın almayı başardığınızda,
ben onu çoktan demode etmiş olacağım.
Ben üç model önden gidiyorum ve
sizi yenilik bağımlısı yapıyorum.
Salyalarınızı akıtmak...
İşte benim kutsal görevim bu.
Benim mesleğimde kimse
mutlu olmanızı istemez.
Çünkü mutlu insanlar
tüketmezler.

Frederic Beigbeder

sonuç:
ya filozof ol, ya reklamcı...
asla birlikte yapma.

az buçuk düşünüyorum ya bu aralar,
mesleğimden soğudum galiba!
:)

K®HAN

23.May.2009

İKİ İLERİ BİR GERİ...



bir sorun yorumsuz kalmıyorsa, çözümsüz de kalamaz....

ne dünya modasından giymek,
ne fransız mutfağından yemek.
ne gökdelenler, ne atomu bölmek,
en büyük çağdaşlık özgürlüktür evet;
bir hayat tarzının,
diğer bir hayat tarzını bastırmasını önlemek...

K®HAN