dedi.
yetinmedi,
ve bir kaç resimle pekiştirmek istedi.


onemli olan paket ve pazarlamadir.
insanlarda da oyle degil mi? gosterdigimiz baska, sahip oldugumuz baska:)))
demek öyle...
bunu sizden hiç ummazdım :))
ummadiginiz tas bas yarabilir korhan bey:)))
bu ibare paket üzerinde yazılı mı acaba ?
sonra tüketici mahkemelerinde görüşmeyelim :)
onu yazsak alinmaz, bu da bir satis politikasi:)))
o zaman bari,
"ne çıkarsa bahtına" yazsanız da sineye çekmekte zorlanmasaydık.
musteriyi bilgilendirip isi yokusa surmenin anlami var mi? en iyisini gosterip, kotusunu saklamak degil mi reklamcilik:))
peki biz ne diyoruz!
ne cikarsa bahtina yazip musteriyi korkut diyorsunuz:)))
ne olur yapsan,
dürüstlük bu kadar mı zor?
ne reklamciyim ne reklam malzemesi:)))
iyi ki...
:)
Asıl olan marka bağlılığı değil "marka bağımlılığı" ise ki amaç bu, müşteriye ürünü satmak yeterli değil aynı zamanda vaadini de gerçekleştirmek önemli. Cennette hissediyorsam bu yeterli,zaten cennet de benim hayal gücümle sınırlı değil mi? Bilirkişi ben:)
marka cenneti gösterip aynını veremesede,
sana cenneti satın aldığını hissettiriyorsa yeterlidir diyorsun.
eğer aldatıldığımı asla hissetmeyeceksem
o yeterli bir kalitedir.
benim de bir itirazım yok.
haklısın :)
Belki de aldatılmıyorsundur... Çok pollyanna ben:)
Nurdan Gencel,
evet öyle yaklaşmak lazım.
pek kusur araştırmamak...
ama gözünü de açık tutmak.
sen anlamak?
:)
belki de anlamak istememek, hayat böyle daha güzel olmak:)
mealen;
"armudun tadını biliyorum
merak ettiğim senin aldığın tat."
mıdır?
çoğu zaman markanın açtığı boşluğu,
o markayla satılan ürün de dolduramaz.
sandırılana aşık olur, olanla yetinirsiniz.
bu mudur?
Budur ama genelde yetinme değil yetinememe durumu hakimdir denebilir:)
doğru,
kanaat az bulunur bir erdemdir.
insanın taleplerinin tam karşılığı ne yazık ki dünya da yok.
satıcılar dünyayı satarken cenneti gösterir.