"Azınlıklar meselesi gündeme geliyor,
hemen feryadu figan...
halbuki onların hukunu da korumak bizim görevimiz.
aydınlarımız kendi kutuplarına çekiliyor.
alevi vatandaşlarımızın meseleleri gündeme geliyor;
taraflar hemen gardlarını alıyor.
sosyal meseleler ekonomik meseleler gündeme geliyor;
ideolojiler fikirlerin önüne geçiyor.
Adına her ne dersiniz deyin.
İster Kürt meselesi, ister doğu, Güneydoğu Anadolu meselesi...
Bakıyorsunuz aydınlarımız uç noktalara doğru savruluyor.
Siyaset ve siyasetçi ister istemez bu ikilemden etkileniyor.
Çünkü o da rant peşinde.
Sadece rant dediğimiz zaman akla para gelmesin;
siyasetin de bir rantı var. Onun peşinde koşanlar da var.
Türkiyenin bu gün en büyük, en önemli, en kronik meselelerinin çözümü için ortaya koyduğumuz samimi irade, anlamsız, fikri temelden, entellektüel temelden, hatta hissi temelden yoksun bir muhalefetle karşılanıyor.
Milliyetçiyim, diye muhalefet edenler;
millet ve milliyet tasavvurundan yoksun.
Sosyal demokrat olduğunu iddia edenler;
dünya gerçeğinden, sosyal demokrasinin fikri temelinden yoksun.
Mukaddesatçıyım diyenler;
manevi geleneğin irfan ve hikmet anlayışından yoksun.
Değeri, ideali, erdemi, aşkı, düşünceyi ihmal eden kim olursa olsun
yüzeyselliğe, çapsızlığa, ilkesizliğe mahkum olmaktan kurtulamaz.
Biz Siyasetçi olarak,
ne kadar zor olduğunu, meşakkatli olduğunu, riskleri olduğunu,
belki ağır bedelleri olduğunu bile bile bu yola çıktık...
Memnuniyetle görüyorum ki, toplumda bu noktada,
bu meselelerde çok geniş bir mutabakat zemini oluştu,
geleceğe ilişkin umutlar yeşerdi, güçlendi.
Bu sürecin üzerinde daha fazla durulması gerektiğine inanıyorum.
Sürecin ilmi ve fikri temellerinin güçlendirilmesi,
bin yıllık kardeşliğimizi güçlendirecek kuşatıcı kapsayıcı bir aydın bakışının ortaya konulması gerektiğine inanıyorum.
Merhum Özal'ın o zaman gördüğü, üzerine gittiği,
cesaretle savunduğu fikirlerin, uzun bir kesintinin ardından
bugün yeniden cesaretle savunuluyor olmasının
sahiplenilmesi gerektiğine inanıyorum.
bu gün siyasetci olarak bizim üzerimizdeki mesuliyet,
aynı şekilde ilim ve fikir adamlarının üzerindedir."
başbakan Erdoğan'ın Türkiye kültür vakfı 40.yıl konuşmasından
(7 kasım 2009)

evet sahiplenilmelidir
ve sahipleniyoruz.
bu bir siyasi görev değil ki
ak parti yapsın da geri kalan seyretsin!
bu hatta vatandaşlık görevinden de öte
bir insanlık görevidir.
ve mesuliyet herkesin üzerindedir.
bu yüzden
bu önemli günde
mecliste başlayacak olan
demokratik açılım görüşmelerini
çok önemsiyor,
ve özgürleşmemiz için
çaba sarfeden herkese
Allahtan muvaffakiyet diliyoruz.
K®HAN

0 ayna tutan:
Yorum Gönder
bir iz bırak...